Şimdi CHP ne yapacak?

Neler söylenmedi ki… Siyasetçiler konuştu. Gazeteciler yorumladı. Uzmanlar ahkâm kesti. Türkiye büyük bir skandalla karşı karşıyaydı. Amerika’daki Nixon’ın Watergate skandalına benzetenler oldu.

Nasıl ABD Başkanı istifa etmek zorunda kaldıysa, bizde hükümet olmasa bile en azından İçişleri Bakanı istifa etmeliydi. Küçük muhalefet partisi hükmünü verdi; ‘AK Parti hükümeti Türkiye’yi korku imparatorluğuna çevirdi’ dedi.

Her konuşan AK Parti iktidarını suçladı. Güvenlik güçleri itham edildi. Güvenlik güçlerinden de kastın polis olduğu açıkça söylendi. Aralarında daha ileri gidenler vardı. Emniyet’in içinde birileri diyerek o bildik ezberlerini tekrar ederken fena halde yanılacaklarını hiç hesaba katmıyorlardı. Konuşmalara, yorumlara yansıyan ifadeler bıçak gibi çok keskindi. Dile getirilen bir kuşku veya olağan şüphe değildi. Failler sanki suçüstü yakalanmış gibi ‘böyle olduğuna eminiz, bundan hiç şüphemiz yok’ türü açıklamalar yapıldı.

Bir bit yeniği olduğu başından belliydi. CHP’nin Genel Sekreteri ile bir merkez valisinin ikili görüşmesini Ankara’da kim merak eder? Siyaseti belirleyecek, gündemi sarsacak konuları konuşmayacakları ortada. Zaten çok geçmeden CHP yan çizmeye başladı. AK Parti’nin ‘ortak komisyon’ önerisini reddetti. Büyük komplo teorilerinin, derin senaryoların hepsi boş çıktı. Onca laf, onca yazı çöpe gitti. Olay çabuk aydınlandı. Başından beri ‘Biraz bekleyin, sonunda çok güleceksiniz.’ diyen Vakit Gazetesi haklı çıktı.

Olay bundan ibaret… İddia değil. Belgesi var. Telekom’un kayıtları gerçeği çıplak biçimde ortaya koyuyor. Tereddüde mahal yok. Meğer başkentin altını üstüne getiren fırtına bir bardak suda kopmuş. Toz duman dağıldı. Vahim iddia kara mizah oldu. Dinleme skandalı, Önder Sav skandalına dönüştü.

Peki şimdi ne olacak? CHP ne yapacak? Köşeye sıkışmanın mahcubiyeti içinde Telekom’un belgesini inandırıcı bulmadıklarını söylemeye çalışırken, Turkcell’in dökümünü de görmek istiyorlar. ‘Yargı sürecini görelim’ falan diyorlar. Karşı tarafı suçlarken, onu bunu itham ederken yargı süreci hiç akıllarına gelmiyordu. Herkes farkında. Bütün bunlar zaman kazanma çabası. Ama boşuna. Sonuç ortada. Şimdi gözler CHP’de. Genel Sekreter Önder Sav yine kaybolmamalı. Mesnetsiz suçlamanın bir bedeli olmalı. Partiyi açığa düşürmenin cezası olmalı.

Pardon diye geçiştirilmeyecek bir olay bu. Eğer doğru çıksaydı, sorumluları tespit edilseydi, işledikleri suç cezasız kalmayacaktı. Bumerang gibi geri döndü. İddialar boş, senaryolar fos çıktı. Bu durumda Önder Sav’a düşen tek seçenek var; istifa etmek. Partisini ancak bu şekilde rahatlatabilir. Yoksa bu skandalın bedelini CHP öder. Son 20 gün içinde aynı kişiden iki büyük skandal… Bir partinin altından kolay kalkabileceği bir hal değil. Sav koltuğunda oturduğu sürece hac ve kara mizaha dönüşen dinleme skandalı CHP’yi takip edecek.

Eğer CHP, kamuoyunun vicdanını rahatlatacak açıklama yapmazsa, bundan sonra söyleyeceği sözlerin değeri düşer, ağırlığı kaybolur… Peki medyanın günahı ne olacak? Suçlu ilan ettiği kurumlara, zan altında bıraktığı kişilere özür borcu yok mu? Bu olaydan medyanın gerekli dersleri çıkaracağına şüphem yok. İşe özürle başlamalı. Dün gün yüzüne çıkan gerçeğe kayıtsız kalmadıklarını gösterdiler, arkası gelecektir. Az da olsa hakikati kabullenemeyen, üstünü örtme gayreti içinde olanlar da yok değil, ancak onlar konumuzun dışında.

Son bir söz… ‘Sav’ın sakarlığı Türkiye’de korsan dinleme yapılmadığı anlamına gelmez’ diyenler haklı. Yasadışı dinleme ve takiplere karşı duyarlılığı üst seviyede tutmakta yarar var. Bu arada MHP de haklı. Doğru, Türkiye bir korku imparatorluğuna döndü. Ama bunu yapanlar siyasi kadrolar değil devlete sızmış, devletin imkanlarını kullanan çeteler. En başta da Ergenekon var…

MUSTAFA ÜNAL

Benzer başlıklar

Bu haber Pazar, Haziran 1st, 2008 tarihinde, Haber. başlıkları altında yayınlandı.
Yorumlar RSS 2.0
Yorum yazabilir, yada sitenizde izleyebilirsiniz.

Leave a Reply

Reklam

Kurban,Kurban bağışı,Kurban Kesmek

Bağlantılar

Arşiv

Gerici!

Karikatur3

Son Haberler