Bölüm | Haber

RAMAZAN BİTTİ ERDİK ŞEVVAL’E

07 October 2008 tarihinde haberci tarafindan

Alemlerin Rabbi olan Allah’a taat, ibadet her daim güzel, her daim insanın yararınadır. Kul kulluğun bilinciyle Rabbine yanaşır ona yalvarır, ona yakarır, ondan yardım diler, ondan eman bekler; Rabbi de kulunu sever ve bütün meleklerine kulunu sevmelerini söyler. Böyle bir rahmete mazhar olan kul için kendisine verilecek daha ala daha üstün bir hediye, ikram, lütuf bulunamaz. Kul için öyle zamanlar vardır ki bu ikram ve izzet doruk noktalara ulaşır. Bir yaptığı onlarca misliyle mükafat görür, değer kazanır. Kur’an-ı Azimuşşan’ın muhterem ayetleri ve Hz. Peygamber’in sünneti ile de mevkut olan bu zaman dilimleri Cenab-ı Hakk için çok daha anlam ifade eder ve bunlara hürmet eden kul için artık Rıza-i lillahi Teala artık vacip olur. Bu zaman dilimlerinin en kutsal en anlamlısı vahyin son halkası olan Kur’an’ın yeryüzünü şereflendirdiği mübarek geceyi bünyesinde barındıran Ramazan ve Ramazan Ayını karşılayan Recep, Şaban ayları, Kurban Bayramı, arefe günü…. ve Ramazan ayının peşinden gelen O’nun nurundan izler taşıyan Şevval Ayıdır.

Kameri ayların onuncusu olan ve Ramazan Bayramı ile başlayan Şevval ayı, Ramazan Ayı’nı oruçla geçirerek nefs-i emmaresini terbiyeyi gaye edinen müminlerin “Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!.”[1] Hadis-i Şerif’i ile müjdelendiği aydır. Bu güzel haberi alan müminler bayramın üç günü ile şereflenen Şevval ayına hürmet göstermeyi adet haline getirmiştir. Bu hadiste ince bir ayrıntı göze çarpmaktadır: her bir ramazan orucu ramazan dışındaki günlere oranla on kat fazla sevapla sevaplandırılır ki bu sayıya Şevval ayındaki 6 günlük oruçlar da eklenince bir senelik oruca denk oruç tutulmuş gibi olunur. Hadisteki sır ortaya çıkmış olur ve manevi kazanç olarak kula geri döner. Hele ki kul bu bilinçle hareket ederek orucu boşa aç kalmaktan kurtarıp ihlaslı bir şekilde rabbine arz ederse alacağı mükafaat kat kat fazla olacaktır.

Hz. Peygamber (SAV)’den dilinden dökülen bu mübarek müjdenin bir başka yorumunu şu şekilde yapmak mümkündür: müminler hayırlı bir zaman dilimini bayramıyla geride bırakınca bu ayı yolculamada samimiyet ve saygı ölçüleri şevval ayına gösterdikleri hürmetle belirginleşecektir. Ramazan’a bir seneliğine veda eden kulun oruca da bir seneliğine elveda dememesi gerekir. İnananlar, ibadetlerini ramazan şuuru ile şevval ayı içerisinde de devam ettirebilecek, Şevval’i Ramazan’da farziyyeti kesin olan oruç ibadetiyle de süsleyecekler ki Ramazan’a ve onu kullarına kurtuluş vesilesi kılan yaratıcılarının dinine samimiyetleri gün yüzüne çıkacaktır. Böylece hükmü müstehab olan bu aydaki orucu eda, Cehennem ateşine kalkan olacak bir ibadet olarak Müslümanları yaratıcı gözünde yükseltecek, insan meleklerin seviyelerini de aşacak bir seviyeye, ala-i iliyyine erişecektir.

Şevval ayındaki oruçların hikmetine ilişkin güzel bir benzetme muteber kitaplarda şu şekilde yer almaktadır: Ramazanın peşinden tavsiye edilen bu oruçlar tıpkı, farz namazların ardından kılınan sünnet namazları gibidir. Nasıl ki bu sün­netler, farzlardaki muhtemel kusur ve hataları telafi ediyorsa, aynı şekilde Şevvalde tutu­lan oruçlar da ramazan orucundaki muhtemel hata ve kusurları telafi edecektir.

ŞEVVAL AYI ORUÇLARIYLA İLGİLİ ÇEŞİTLİ HUSUSLAR

* Şevval ayı Ramazan ayının peşinden gelen bir ay olduğu gibi Hac mevsimi ve Kurban Bayramına da hemen öncesinde yer alan kameri aydır. Kullar bir yandan Mübarek Ramazan’ı yola koyarken diğer yandan hac aylarının yaklaştığının farkına varır. Böylesine geçiş dönemine evsahipliği yapan Şevval’in mümkün olduğunca ibadet ü taat ile geçirmek Cenab-ı Hakk’ın elbette hoşuna gidecektir.

* Şevval Ayında teşvik edilen bu oruçların aralıksız Ramazan orucu gibi peşpeşe tutulması zorunlu değildir. Dileyen ay içerisinde istediği vakitte bu oruçları eda edebilir.

* Şevval ayındaki oruçlar için insanların en çok aklını karıştıran sorulardan birisi, “kaza orucunu mu yoksa nafile olan bu oruçları mı tutmanın daha doğru olacağı” sorusudur. Hanefi mezhebine göre kaza orucuyla mükellef olanların Şevval ayında ya da senenin oruç tutulmasında haram olmayan zamanlarını nafile oruç ile geçirmelerinde herhangi bir mahzur bulunmamaktadır. Aslolan bu ayı oruç nuruyla nurlandırmaktır. Bununla beraber Ramazan’da kazaya bırakılan oruçların hemen Ramazan akabinde Şevval vesilesi ile tutulması, kazaların ertelenmemesi de güzel görülmüştür.

* Şevval ayının ilk 3 günü Ramazan Bayramıdır. Müslüman alemi için bayram neşesi ve sevinciyle geçirilen bu günlerinden ilk gün yani Ramazan Bayramının ilk günü oruç tutmak yasaklanmıştır. Ebu Ubeyd’den gelen rivayette Hz. Ömer bu günlerde oruç tutmanın yasaklan nedeni ile ilgili şöyle bir rivayeti bizlere ulaştırmıştır: Ömer (r.a.) ile birlikte bayramda bulundum. Hutbeden önce namaz kıldırdı. Sonra (kalkıp) “Şüphesiz Rasülullah (s.a.) bu iki günün orucunu nehyetti. Çün­kü kurban bayramı günü kurbanlarınızın etlerinden yiyeceğiniz gün­dür. Ramazan bayramı ise, oruçlarınıza son verişinizdir” dedi. [2]

* Şevval ayındaki orucun hükmü müstehabtır. Bu orucu farz orucuyla karıştırmamak hükmünü göz önünde bulundurarak eda etmek önemlidir..(M.Dr.Ayşegül ŞEN)

Cenab-ı Hak bizleri Bu ayın nurundan ve feyzinden en azami mertebede istifade eden kullarından eylesin. Amin.

[1] Müslim, Sıyâm: 204, (1164); Tirmizî, Savm: 53, (759); Ebu Dâvud, Savm: 58 (2432)
[2] Ebu Davud. Oruç Bahsi. Hadis No:2416

medinetaybe.com

Yorum yap