Onbaşı Shalit, Esaretinin Üçüncü Yılında

İsrailli onbaşı Gilad Shalit, 25.06.2006 tarihinde Filistinli direnişçiler tarafından esir alınmıştı.
Gilad Shalit… İsrail ordusunda bir onbaşıydı… Filistin topraklarını işgal eden ve tüm insanlığın vicdanının “Artık yeter!” dediği, Gazzeli bebeklere kurşun sıkan ordunun bir neferiydi.
Onbaşı Shalit için orduda her şey normaldi. Öldürülen her bir Filistinliden sonra kahkaha atabiliyordu. Tutukladıkları her bir Filistinli esire işkence uygulayabiliyordu.
Tarih yaprakları 25.06.2006’yı gösterince tüm roller değişti. Bu defa vuran Filistinliler… Bu defa esir alan Filistinlilerdi.
İzzeddin el Kassam Tugayı, Selahaddin Nasır Tugayı ve İslam ordusu, ortaklaşa düzenledikleri operasyonla, Shalit’i esir aldılar.
Direniş’in Stratejik Kararı: Esir Almak
İsrail askerlerini esir almak, Filistin ve Lübnanlı direniş hareketleri için stratejik bir karardır. İsraillileri esir almanın tek gerekçesi, İsrail hapishanelerindeki esirleri kurtarmaktır. Esirleri kurtarmanın yolu direnişi sürdürmek, geliştirmekten geçmektedir. Shalit’in esir alınması da direnişin planlı ve programlı bir şekilde geliştirildiğini göstermektedir. Çünkü direniş, şimdiye kadar kullanılmayan, “tünel” yöntemini kullanarak, İsrail askeri üssüne baskın yapmış ve Shalit’i esir almıştı.
Filistinliler, direnişe alternatif bir yöntemin başarı getirmeyeceğini çok iyi biliyorlar. Bedel ödemelerine rağmen devam etmeleri de direnişin kazanım getireceğine olan kesin inançlarının bir diğer göstergesi.
Bu uğurda sarfedilen fedakarlıklar, akan kanlar ve göz yaşlarının da farkındalar. Tıpkı fedakarlıkta bulunmayan bir halkın özgürlüğüne kavuşmasının mümkünde olmadığının farkına vardıkları gibi.
Direniş, Shalit’e Ne Yapacaktı?
Filistin direnişinin esir alınan onbaşıyla ilgili olarak önünde farklı seçenekler vardı. Onbaşı Shalit, Gazze’de oluşturulacak bir mahkeme ile yargılanabilirdi. Yada arabulucular aracılığıyla İsrail hapishanelerinde esir olan Filistinlileri kurtarmak için esir takası anlaşması tercihini kullanabilirdi. Yada 2001 yılında Batı Şeria’daki direnişçilerin yaptığı gibi İsrail esir aldıkları İsrail askerini öldürebilirlerdi.
Direnişin başka bir tercihi de İsrail’in saldırıları sona erdirinceye kadar tüm görüşmeleri askıya almasıydı.
Direnişin İlk İsteği: Kadınları Serbest Bırak
Shalit’i esir alan İzzeddin El Kassam Tugayı, Selahaddin Tugayı ve İslam Ordusu tarafından yayınlanan açıklamada, İsrail’in kaçırılan askerinden haber almak istiyorsa ilk olarak hapishanelerdeki tüm kadınları serbest bırakması, ikinci olarak hapishanelerdeki 18 yaşından küçük çocukları derhal serbest bırakması’ gerektiği belirtildi.
Hamas’ın Şartları
Filistinli hareketler 1000 esirin serbest bırakılmasını istiyor. Bir esire karşı bin esir oldukça fazla… Fakat İsrail hapishanelerindeki 12 bin esir düşünülünce, 1000 rakamı fazla değil. Hamas da bu kıyaslamaya dikkat çekiyor ve “Biz, sadece esirlerimizden %10’unun serbest bırakılmasını istiyoruz” diyor.
Olmert, Müzakereleri Kabul Etmedi
Olmert, Shalit’i kurtarmak için müzakerelere girmeyeceğini kesin bir dille söyledi. Olmert “teröristlere” yönelik operasyonların devam etmesi yönünde talimat verdi. Olmert, “Teröristleri vuracağız. Teröristlerle pazarlık etmeyeceğiz” dedi.
İsrail Başbakanı Olmert, “Şantaja boyun eğmeyeceğiz. Eğer bugün geri adım atarsak, çok sayıda askerimiz adam kaçırma olaylarının hedefi olur” dedi. Olmert, “Bu, uzun soluklu bir savaş, sabırlı olmak gerek. Bu savaş bazen bizi fazla ağırbaşlı olmaya zorluyor. Dişlerimizi sıkmayı, çok ağır darbeler vurmayı bilmeliyiz. Bunu yapacağız, başaracağız ve Gilad Şalit’i ailesine geri getireceğiz” diye konuştu.
İsrail Başbakanı Ehud Olmert, “Uzun ve etkili bir saldırı için hazırız” diye konuştu.
Direnişin Yanıtı: Top, İsrail’in Sahasında
Filistin direniş hareketleri, Shalit’in serbest bırakılması için İsrail hapishanelerindeki Filistinli esirlerin serbest bırakılması gerektiğine inanmaktaydı.
Olmert’in açıklamasından bir gün sonra Ebu Ubeyde, Olmert’e yanıt verecek, Shalit’in durumuna karar verecek olan mekanizmanın siyasiler olmadığını, direnişin muhatap alınması gerektiğini hatırlatacaktı.
İzzeddin el-Kassam Tugayı Ebu Ubeyde: “Top, işgalcilerdedir. Şayet işgalciler bu anlaşmanın sağlanmasını istiyorsa direnişin şartlarına razı olmalıdır. Şartlarımız gayet net, adil ve insanidir. Şayet kabul etmezse, asker Shalit’in bırakılacağı hayalini kurmasın. Çünkü işgalcilerin hapishanelerindeki esirlerimizin sayısı 11 bini de aştı. Esirlerimiz,Shalitten çok daha fazla önemlidir” demişti.
“Yenilmez Ordunun” Çılgınlığı
İsrail, Filistinli hareketlerin elinde esir olan Gilad Shalit’i kurtarabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Önce tehditler savurdu. Gazze’yi yakıp yıkma tehdidinde bulundu. Bu tehditlerle Shalit’in hemencecik teslim edileceğini sandı. Fakat hesapları Gazze pazarına uymadı.
İsrail, esir alına askeri Shalit için Filistin’e 2 gün süre verdi. Askerin sağ olarak kurtarılması için her şeyin yapılacağını söyleyen İsrail Başbakanı Ehud Olmert, orduyu teyakkuza geçirdi.
“Yenilmez Ordu” olarak bilinen İsrail ordusu, direnişin bu tercihleri kullanmasına fırsat bırakmadan, Gazze’ye ve Batı Şeria’ya saldırdı. İsrail’in tüm planları, Shalit’in kolayca kurtarılacağıydı.
İsrail ordusu Gazze sınırına yığınak yaptı. Filistinli direniş hareketleri de olası bir saldırıya karşı önlem aldı. Filistinli direniş hareketleri “biz savaşa hazırız” yanıtı verdiler, Ortadoğu’nun efsanevi (!) ordusuna.
İsrail, esir asker Shalit’i kurtarmak için operasyonlara başladı. Takvimler, 07.07.2006 tarihini gösterdiğinde çoğunlu kadın, çocuk olmak üzere çok sayıda Filistinli şehid düşmüş, Olmert her türlü arabulucuyu elinin tersiyle itmişti. Bu rakamlar 28.08.2006 olduğunda katliamın boyutları daha da netleşecekti. Şehid sayısı son 2 ayda 300’e yükselmiş, 31 milletvekili ve 5 bakan tutuklanmışt. Günlük olarak 20 Filistinli de tutuklanmaya devam ediliyordu.
Batı Şeria’da Tutuklamalar
İsrail, Bir İsrailli asker için neredeyse kabineyi ve milletvekillerini tutukladı. İsrail Altyapı Bakanı Binyamin Ben Eliezer “Hamas, adam kaçırmalarla yeni bir silah kullanmaya başlamaya karar verdiyse ona bu konuda ne kadar profesyonel olduğumuzu gösteririz. Eğer adam kaçırmalara başlayacaksak, İsrail kolayca Gazze’ye girip sorunsuzca Filistin hükümetinin yarısını kaçırır” sözünü bir bir ispatladılar.
Gilad Shalit’in serbest bırakılması için tüm kartları masaya koyan İsrail hükümeti ardı ardına sert açıklamalarda bulundu. Olaydan Hamas’ı sorumlu tutan İsrail iç istihbarat örgütü Şin Beth, asker canlı teslim edilmezse ‘Hamas hükümetini işlemez hale getiririz’ dedi.
İlk önce baştan Filistin Meclis Başkanı Aziz Duveyk olmak üzere çok sayıda Hamaslı milletvekilini ve belediye başkanını esir aldı. İsrail ordusu, bir askerinin 25 haziranda kaçırılmasından sonra başlattığı geniş çaplı operasyon kapsamında 8′i bakan 29′u milletvekili toplam 64 Hamaslı yetkiliyi gözaltına aldı. Duveyk, iki gün önce serbest bırakılırken diğer milletvekilleri ve bakanlar hala hapiste.
Milletvekillerinin her birine en az 3 yıl hapis cezası verildi. İsrail’in düşüncesine göre, bu sok baskın karsında Filistinli hareketler, hemen Shalit’i İsrail’e teslim edecekti. Fakat beklenen hesap, Filistin’de karşılık bulmadı.
Shalit’in esir alınmasında bir ay sonra, İsrail’in direnişin şartlarını kabul ettiği, Shalit’in kısa bir süre sonra serbest bırakıldığını gündeme gelecekti. Şimdiye kadar de sık sık gündeme gelen bu haber her defasında Filistinli direnişçiler tarafından yalanlandı.
İsrail İç Güvenlik Bakanı Avi Dichter, 7 Temmuz’da yaptığı açıklamasında, Filistinli direnişçilerin saldırılarının sona ermesi halinde, Shalit’in serbest bırakılması karşılığında Filistinli esirlerin serbest bırakılacağını söyledi. Üstelik bunu iyi niyet gösterisi olarak yapacağını vurguladı.
Gazze’de Katliamlar
Esir asker Shalit’i kurtarabilmek için başlatılan saldırılarda, bir ay içerisinde en az 120 Filistinli şehid edildi. Saldırının hedefinde Başbakan İsmail Haniye’nin makamı da vardı. Haniye, bu saldırıyla İsrail’in Filistin halkını dize getirmek gibi bir çaba içerisinde olduğu değerlendirmesinde bulunmuştu.
GAZZE İsrail’den 13 kişilik suikast listesi İsrail’in Hamas liderlerini içeren 13 kişilik bir ’suikast listesi’ hazırladığı öne sürüldü. Listede, Başbakan İsmail Haniye, sürgündeki Hamas lideri Halid Meşal ve Dışişleri Bakanı Mahmut Zahhar’ın olduğu belirtiliyor. İsrail hala 8′i bakan 60′tan fazla Hamaslı siyasetçiyi gözaltında tutuyor. İsrail İçişleri Bakanı ise, ‘askerimize bir şey olursa, gökyüzünü Hamas yönetiminin başına yıkarız’ tehdidinde bulundu.
Gazze’ye Ambargo
İsrailli liderler, Shalit’in esir alınmasıyla birlikte, Hamas’ın seçim zaferinden sonra Gazze’ye uyguladıkları ambargoyu daha da şiddetlendirdiler. Shalit’e ulaşma ümitleri azaldıkça ambargoyu şiddetlendirler. Gazze’nin elektrikler, suları kesildi. Ekmek fırınlar, ekmek pişiremez oldu. Hastalar bir bir yaşamlarını yitirdi. Tedavi imkanlarının yetersizliğinden ötürü hayatını kaybedenlerin sayısı 400’e yaklaştı. Gazze’de hayat durdu. Fakat direniş yolundan geri adım atılmadı.
Siyasi Cepheden Hamas’a Santaj
Batılı ülkelerin desteği ile Filistin halkının toprakları üzerine kurulan İsrail, yine batılı ülkelerinin desteği ile ayakta kalabilmektedir.
İsrail, Shalit’in esir alınması karşılığında, Amerika ve AB’deki siyasi ağırlığını, Arap rejimleriyle olan çıkar ilişkilerini kullanarak Filistinli hareketler üzerinde baskı oluşturmak istedi.
İsrail, Direnişin Şartlarını Kabul Etmeli
16.08.2006 tarihinde, Lübnanlılar tarafından esir alınan askerlerini kurtaramayan İsrail’e Hamas’ın genç lideri Muşir el Mısri’den mesaj gelecek, el Mısri, “İsrail, artık direnişin şartlarını kabul etmeden askerlerini kurtaramayacağının farkına varmalıdır” diyecekti.
Shalit’in esir alınmasından sonra Amerikalı politikacı, insan hakları savunucusu ve papaz Jesse Jackson, Meşal’i ziyaret etti. Ve şimdiye kadar anlaşmaya varılmamasından ötürü İsrail’i sorumlu tuttu.
Hamas’ın siyasi birim başkanı Halid Meşal, Shalit’in esir alınmasından sonra yaptığı ilk açıklamasının, bugünkü açıklamalarından bir farklı yok. Meşal, Filistinli hareketlerin istekleri yerine getirilmeden, onbaşı Shalit’in serbest bırakılmasının mümkün olmadığını söylemişti. Bugün de tüm esirlerin serbest bırakılması için aynı sözleri sarfediyor.
Filistin Başbakanı İsmail Heniyye, 11 Temmuz’da İsrail’in bu saldırıların gerekçesinin, askerin esir alınması olamayacağını söyledi. İsrail meşru olan Hamas hükümetini düşürmek istemişti. Heniyye, Washinton Post’ta yazdığı makalesinde, Filistinliler özgür ve şerefli bir yaşam sürmedikçe İsraillilerin de süremeyeceğinin altını çizdi.
Esire İhtiram
Direniş, İsrail askerine sonsuz bir nezaket gösterdi. İsraillilerin kendi kardeşlerine hapishanede gösterdiği muameleyi, Shalit’e göstermediler. Shalit de babası Noam da İslam’ın oğluna göstereceği esir muamelesinin farkındaydı. Bir çok kez bunu da dile getirmişti. Hatta Filistinli esirler de Shalit’i ellerinde tutan direnişçilere seslenerek, kendilerine işkence uygulanmasına rağmen Shalit’e zarar vermemelerini, İslami hükümleri uygulamalarını istemişti.
İsrail hapishanelerinde 12 bin Filistinli esir bulunuyor. Filistinli direnişçiler, bu esirlerinden sadece 10/1’ini kurtarabilmek için Shalit’i esir alırken İsrail, Shalit’i kurtarabilmek için Gazze’deki son savaşta 1500 Filistinliyi katletti, 5000 binden fazla Filistinliyi katletti.
Esir Takası ve Lübnan Örnekliği
İsrail aynı seçeneği, Lübnan’a karşı da kullanmıştı. Hizbullah’ın iki İsrail askerini esir almasından sonra İsrail Başbakanı Ehud Olmert, Hizbullah’a meydan okumuş ve askerlerini askeri gücüyle kurtarabilmişti.
Sonuçlar, Olmert’i hayal kırıklığına uğrattığı gibi, büyük İsrail projesinin de çöküşünü hızlandırdı. Sonuçlar, Hizbullah Genel Sekreteri Seyyid Hasan Nasrullah’ın esir operasyonundan hemen sonra söylediği “Bütün dünya da gelse askerleri esir takası dışında elimizden alamaz” sözünde olduğu gibi gerçekleşti. Tüm dünya, İsrail’in arkasında Lübnan’a saldırdı. Bu saldırı, tarihe altın harflerle yazılacak bir zaferle sonuçlandı.
Direnişin Zaferi
İsrail’in elinden gelen her şeyi yapmasına rağmen 3 sene süresince esir askerini kurtaramaması direnişin hanesine yazılacak bir zaferdir. Ne siyasi alanda ne de askeri alanda direnişin bileğini bükebildiler.
Esir takası görüşmelerinde arabuluculuğu Mısır yürüttü. Fakat Katar, Suudi Arabistan, Fransa, Rusya, İran, Suriye ve Türkiye’de anlaşmanın tamamlanması için zaman zaman girişimlerde bulundu.
Fakat, İsrail’in direnişin şartlarını kabul etmemesinden ötürü şuana kadar bir ilerleme katedilemedi.
isra haber

