This option will reset the home page of HaberKlik.Com restoring closed widgets and categories.

Reset HaberKlik.Com homepage

Kaos ve krizin merkez üssü artık Pakistan

Zerdari, Amerika`nın Orta ve Güney Asya`daki orta ve uzun vadeli çıkarlarını korumak için geliştirilmiş bir laboratuar çalışmasıdır. Zaten onun Cumhurbaşkanlığı yemini ettiği gün konuşan ABD Başkanı Bush, Pakistan`a nasıl baktıklarını da açıkladı. ABD`ye göre Pakistan, terörle mücadelede temel bir savaş alanı.

TEMELLERİ çile üzerine kurulan Pakistan`ın kader motifleri birçok açıdan Türkiye ile benzeşiyor. Pakistan da Türkiye gibi askeri geleneklerle kurulmuş, kronikleşmiş darbe krizlerine duçar olmuş bir ülke. İngiliz menşeli bizim Kıbrıs, onlarınsa Keşmir dertleri var. Ülkeleri istikrarsızlaştıran bizim Irak`ımız onların Afganistan`ı, bizim PKK`mız onların Pakistan Taliban Hareketi(PTH) var. Ayrıca bizim Atatürk`ümüz, onların Cinnah`ı, bizim Mehmet Akif`imiz, onlarınsa Muhammed İkbal`i gibi benzeşen onlarca ortak kader ve değerlerimiz var.

Pakistan stratejik anlamda özel bir ülke. Gerek Orta Asya`daki bakir enerji kaynaklarına yakınlığı, gerek İran, Rusya, Çin, Hindistan gibi dünya politikasını sürekli ısıtan ülkelerin arasında konuşlanmış olması, sahip olduğu nükleer güç ve yine önemli ticari su yollarının geçiş noktasında bulunması Pakistan`ı önemli ve özel kılan nedenlerden sadece birkaçı.

1947`de Hindistan`dan ayrılarak kurulan Pakistan, ülkemizde olduğu gibi her 10 yılda bir gelenekselleşen darbe girişimleriyle ekonomik ve siyasi istikrara bir türlü kavuşamadı. 1977 yılında Zülfikar Ali Butto hükümetini deviren General Ziya`ül Hak, Afganistan`daki komünist işgaliyle birlikte Pakistan ordusuna İslam ideolojisi aşılayarak `mücahid` bir ordu felsefesi yarattı.

Önce SSCB, sonra ABD

Afganistan`ın Sovyetler Birliği tarafından işgaliyle birlikte Pakistan`ın yörüngesinde önemli bir sapma yaşandı. Pakistan bu tarihten itibaren Afganistan`da yürütülen tüm mücadelelerin lojistik ve komuta merkezi haline geldi.

Bu süreçten Pakistan çok önemli bir kazanım elde etti. Komünizmin sıcak sulara inmesini engelleme telaşında olan Amerika, bu önemli üssü kaybetmemek adına Pakistan`ın nükleer çalışmalarına müdahaleyi sürekli ertelemek zorunda kaldı ve Pakistan bu soğuk süreçten nükleer bir güç olarak çıktı.

11 Eylül, Pakistan tarihinin en önemli kırılma noktalarından biri oldu. El Kaide iddialarıyla Afganistan bu kez ABD tarafından işgale uğradı ve Pakistan bir kez daha kriz ve kaosun merkez üssü haline geldi. 1999`da Nevaz Şerif hükümetini devirerek 9 yıl sürecek bir askeri yönetimin başına geçen General Müşerref, Afganistan`ı işgal sürecinde Pakistan`ı Amerikan`ın koşulsuz bir üssü haline getirdi. 9 yıllık iktidarı boyunca Müşerref, ABD ile kurduğu aşırı dozda yakınlık nedeniyle Pakistan`ı güvenlik, ekonomi ve siyasi anlamda istikrasızlaştırdı ve kendini yıprattı.

Zerdari bir ABD projesi

Orta Asya`da değişen enerji stratejileri ABD`nin Afganistan ve Pakistan`da daha uzun yıllar kalmasını ve yerleşmesini gerektirdi. Kafkaslarda tutunmanın zorluğunu bilen ABD, oluşan yeni konjonktürde Afganistan ve Pakistan`da kendi yörüngesinde, kolay kumanda edilebilecek yönetimler oluşturdu ve liderler yarattı. Her ne kadar kendi yörüngesinde olsa da babası Zülfikar Ali Butto tarafından özel olarak yetiştirilen Güney Asya`nın en deneyimli ve yetişkin liderlerinden olan Benazir`in kumandası sanıldığı kadar kolay değildi. Benazir devreden çıkarıldı, Müşerref, terörle mücadelede ABD`ye verdiği müstesna destekten dolayı teşekkür edilerek emekli edildi. Ve ardından Pakistan`ın felaketi olabilecek, adı her türlü yolsuzluğa bulaşmış, tecrübesiz, ilkesiz, tüm sırları CIA tarafından bilinen, zayıf ve ihtiraslı bir lider yaratıldı; Asıf Ali Zerdari.

Hangi açıdan bakarsak bakalım Zerdari, Amerika`nın Orta ve Güney Asya`daki orta ve uzun vadeli çıkarlarını korumak için geliştirilmiş bir laboratuar çalışmasıdır. İlerleyen günlerde Pakistan içlerindeki Amerikan etkinliğinin arttığını ve genişlediğini göreceğiz. Bu zamana kadar olan tüm yönetimler, yabancı güçlerin Kuzeybatı Pakistan`ı oluşturan Veziristan bölgesinde Pakistan Taliban Hareketine karşı askeri operasyon düzenlemesine karşı çıkarken, Zerdari`nin Cumhurbaşkanlığı ile bu konuda engeller ortadan kalkmıştır.

Nitekim geçtiğimiz hafta içinde ABD`nin insansız uçaklarla bu bölgede düzenlediği füze saldırıları sonucu aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu 30`u aşkın kişi yaşamını yitirmiştir. Zerdari ile birlikte Pakistan, ABD`nin terörle mücadele sürecinde bir üs olmaktan çıkmış ve bir savaş alanına dönüşmüştür. Bunun Pakistan`a ödeteceği bedel ise oldukça ağır olacaktır. Pakistan Taliban Hareketi bu aşamadan sonra ABD ile olan savaşını Veziristan bölgesinin dışına ve Pakistan`ın büyük kentlerine yayma yoluna gidecektir ki bu da Pakistan için gerçek bir felakettir.

Pakistan yeni savaş alanı

Zerdari projesi ile ABD bir yandan Orta Asya`daki enerji kaynaklarını markaj altında tutarken, diğer yandan da İran ve Rusya`yı güneyden kuşatarak rahatsız etmektedir. Zerdari döneminde uygulamaya konulacak diğer önemli bir hedef ise Pakistan`ın nükleer gücünün masaya yatırılması ve çalışmaların tehdit seviyesi altına çekilmesi olacaktır. Terörle savaşın Pakistan içlerine yayılması neticesinde artacak istikrasızlık ve oluşacak güvenlik zafiyeti bahane edilerek, yine `nükleer silahların teröristlerin eline geçme` hikáyesi ile Pakistan`ın nükleer silahlarına el koyma yolları aranacaktır. Zerdari`nin Cumhurbaşkanlığı için yemin ettiği gün ABD Başkanı Bush, Zerdari`nin Cumhurbaşkanlığını kutlayarak ABD`nin Zerdari dönemindeki Pakistan`a bakışını ve yaklaşımlarını açıkladı. Pakistan`ı tehdit algılamasında Afganistan ve Irak`la aynı kategoride gösteren Bush; `Afganistan, Irak ve Pakistan`daki aşırıcılık ABD için en büyük tehdit unsurlarıdır. Pakistan, ABD için Irak ve Afganistan gibi terörle mücadele noktasında temel bir savaş alanıdır` diyerek ABD`nin Pakistan için Zerdari döneminde çizdiği kaderi ortaya koymaktadır.

Amerika için Pakistan, Irak ve Afganistan gibi kanlı ve acımasız savaşların verileceği bir ülke konumundadır. Bu bağlamda başta Pakistanlılar olmak üzere dünya kendini yeni bir Irak ve Afganistan`a hazırlamak durumundadır. Böyle bir durum Güney Asya`nın istikrar ortamını da ilerleyen dönemde derinden etkileyecektir.

One man show

Cumhurbaşkanlığı koltuğuna oturan Zerdari, ihtiraslı kişiliğiyle her zaman tek adamlığa oynamış biri. Bunu yine yapacaktır. Eş başkanı bulunduğu ve iktidar partisi Pakistan Halk Partisi(PPP)`nin emanetçi başbakanı Yusuf Geylani`nin bundan böyle Pakistan`ın sembolik başbakanı olarak görülmesi kimseyi şaşırtmamalıdır. Cumhurbaşkanlığı yetkisinde olan tüm atamaları kendisine biat etmiş ya da edecek olan bürokratlar arasından yaparak devlet başkanlığı koltuğunu sağlama almak isteyecektir. Bir zamanlar hem genelkurmay başkanı hem de cumhurbaşkanı sıfatını aynı anda yürütmek isteyen Müşerref`in yerine şimdi hem cumhurbaşkanlığını hem de başbakanlığı bir arada yürütmek isteyecek bir Asıf Ali Zerdari izleyeceğiz.

Zerdari dönemini, hem muhalefet partisi Pakistan Müslümanlar Birliği(PML-N) lideri Nevaz Şerif, hem de Pakistan Genelkurmay Başkanı Pervez Aşfak Keyani yakından izleyecekler. Zerdari gibi bir liderin er geç Pakistan`ı şarampole yuvarlayacağını ve direksiyona kendilerinin geçeceğini biliyorlar. Yakın geleceğe odaklanarak istikrar ve kalkınmanın Pakistan`a çok uzak olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Üzülerek belirtmek gerekir ki Pakistan`ı ilerleyen süreçte ülkenin geneline yayılmış bombalı intihar eylemlerinin, siyasi suikastların ve darbeli yılların beklediğini görmekteyiz.

Pakistan ciddi bir liderlik sorunuyla karşı karşıyadır. 1 milyar 200 milyonu aşkın nüfusu ile yüzlerce farklı etnik yapı, dil, din ve kültürü içinde barındıran Hindistan, Müslüman bir Cumhurbaşkanı seçebilecek kadar demokratik olgunluğa erişmiş iken, Hindistan`dan 1 gün daha büyük, sorunlar bağlamında ise daha küçük olan Pakistan`ın yaşadığı liderlik sorunu bir an evvel aşılmalıdır. Feodal yapı bu anlamda Pakistan`ın önündeki en büyük engellerden biridir.

Türkiye, Zerdari dönemini yakından izleyerek, tavsiye politikalar geliştirebilmelidir.

asahin@gasam.gov.tr

*Güney Asya Stratejik Araştırmalar Merkezi(GASAM) Başkanı

Yorum Bırakın