This option will reset the home page of HaberKlik.Com restoring closed widgets and categories.

Reset HaberKlik.Com homepage

İran’da yeni dönem

Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor.

İran’da 14 Mart 2008’de gerçekleşen parlamento seçimlerinin sonuçları kimseyi şaşırtmadı. İslam devriminin kazanımlarını ve rejimi muhafaza etmeyi amaçlayan Mahmud Ahmedinejat liderliğindeki muhafazakarlar, oyların çoğunluğunu alarak meclisteki sandalye sayısının yaklaşık %20’sini alabilen reformistler karşısında ezici bir üstünlük sağladı.

İran’a demokrasi ve seçim dersi verecek en son ülke olan ABD, seçim sonuçlarının önceden manipule edildiği iddiasında bulunuyor. Bu iddialarına gerekçe olarak da İran’da uygulanan ağır adaylık kriterlerini gösteriyor. Bu kriterlere göre seçimler öncesinde reformistlerin 1700 adayı seçime girme kriterlerine uygun bulunmamıştı. Bu ithamda bulunan ABD başkanlık sözcüsü McCormack, oğul Bush’un nasıl başkan olduğunu ve ABD’li demokratları yasa boğan kara günleri herkesin unuttuğunu düşünüyor olsa gerek.

Ahmedinejat’ın sert çıkışlarına bağlanan Birleşmiş Milletler ve ABD ambargoları, bir yandan ekonomik yönden ülkenin belini bükerken bir yandan da kendi ayakları üzerinde durmayı öğretiyor. Son dönemde yaşanan süreçte yerli üretici teşviklerle korunurken, ithal mallar ancak yüksek vergilerle pazara girebiliyor.
Liberal ekonomi politikaları belki sonuçları etkileyebilirdi ama halkın genelinin yönelimi, kendilerine yakın buldukları Ahmedinejat’tan yana oldu. Halk kendisinden kopuk olmayan, aynı dili konuşabileceği, değerlerine yabancı olmayan, en önemlisi de güvenebileceği bir lider istiyordu. Ahmedinejat mükemmel değildi belki, ama ülkesi için en iyisini yapacağına dair güveni halkına vermişti. Ve içlerinden biriydi, şöyle diyorlardı: “O bizden biri.”

İran’da bir kesimin değişim istediği bariz, ama sokaklar zaten kendiliğinden değişmiş. Tahran sokaklarındaki kadınların neredeyse yarısı boyalı saçlarını başörtülerinin önünden dışarı bırakıyor ve aslında oldukça rahat bir görünüm sergiliyorlar. Kraldan çok kralcıların uyguladıkları yasakçı politikalarsa şehir efsaneleri şeklinde anlatılmaya devam ediyor. Muhafazakar kesim ise, toplum nizamını koruyan bir unsur olarak tesettürün muhafaza edilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi takdirde suç oranının artacağını, huzursuzluğun baş göstereceğini, önünü alamayacakları olaylara adım atılmış olacağını, bu nedenle İslam devletinin devrimle kazanılmış bu kurallarının korunması gerektiğini belirtiyorlar.

Bu noktada en büyük görev, seçtikleri lidere düşüyor. Ahmedinejat hükümeti, herhangi bir kaos ortamı yaratmadan, halkının içinde düşmanlar görmeden, beklentileri maksimum karşılayabilecek bir yönetim tekniği ile özellikle ekonomik beklentilere cevap vererek halkın belini doğrultup yönetimin elini rahatlatabilir.

İran, tarih boyunca kültür ve din sentezinin normalliğinin, bunların ayrımının ne kadar zor olduğunun ispatıydı. Şimdilerde ise tüm farklılıklara rağmen dünya Müslümanlarının ümmet bilincini ayakta tutabilmek için uğraş verdikleri bir ülke.

dusuncegundem – Yazar Tubanur Sönmez

Yorum Bırakın